Haber

Akşener’in ayrılma sebebi İYİ Parti içindeki idealist kanat mı?

DUVAR- İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Altı Masa adayına itirazıyla başlayan ve GİK toplantısının ardından yaptığı açıklamayla tırmanan süreç, siyaset kulislerinde farklı açılardan fiyatlanıyor. “Akşener’in 2018’de seçime girmek için 15 milletvekilinden borç istemesi (ve alması), TBMM’de grup kurduğu ve bazen ‘ağabey’ dediği Kılıçdaroğlu’na nasıl bu kadar tepkili davrandığı. Millet İttifakı yüzde 10 barajının altında kalsa da Murat Yetkin konuyu İYİ Parti içinden gelişmelerle değerlendirdi.

İYİ Parti’nin, Bahçeli’nin Erdoğan’a destek vermesine tepki gösteren davacılar tarafından kurulduğunu belirten Ehil, Akşener’in partiyi Süleyman Demirel gibi merkez sağ bir parti haline getirmek için akademi, sivil toplum ve piyasadan isimler aradığını söyledi. Yetkin’in “Akşener neden ayrıldı? Milliyetçi kardeşlerden derin devlete tezler” başlıklı yazısının ilgili bölümü şöyle:

Görünen sebep, Akşener’in CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına Altı Masa’da itiraz eden tek cumhurbaşkanı olmasıdır.
Kılıçdaroğlu’nun “kazanabilir” adaylarını çoktan görmüş olan Akşener ve partisi, CHP’nin sandıkta öne çıkan İBB Lideri Ekrem İmamoğlu’nu veya ABB Lideri Mansur Yavaş’ı aday göstermesini istiyor. Geçmişte Kılıçdaroğlu’nun Alevi olması nedeniyle Akşener’in o dönemde şiddetle karşı çıktığı UYGUN Partisi’nden gelen yakışıksız itirazlar bile gündeme geliyordu.

Kılıçdaroğlu, Altı Masa kurulmadan önce iki belediye başkanının da görevde kalması gerektiğini, aksi takdirde seçimle kazanılan iki büyükşehir yönetiminin AK Parti’nin eline geçeceğini söylemişti. Toplantıda Kılıçdaroğlu’nun adaylığı teklif edildiğinde Akşener’in yine İmamoğlu ya Yavaş demesi iki liderin hesaplaşması anlamına geliyordu. Kılıçdaroğlu’nun “O zaman beşimiz imzalarız” sözlerinin ipleri kırdığı anlaşılıyor.

Akşener’in “yetkililere bilgi verilmesi” ibaresini o gün neden imzalayıp ertesi güne masadan kalktığını anlamak için DÜZGÜN Partisi’nin içine bakmamız gerekiyor.

İYİ Parti’nin üç modülü vardı

İYİ Parti, 2017 yılında ağırlıklı olarak MHP lideri Devlet Bahçeli’nin muhalefet çizgisini terk etmesine tepki gösteren ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a destek veren davacılar tarafından kuruldu. Kuruluş aşamasında DYP ve ANAP gibi hem DYP hem de CHP’deki siyasi figürler ve hatta Aytun Çıray katıldı. Mesela DYP’de siyasete başlayıp AK Parti’nin kurucusu olan, daha sonra MHP’ye geçen ve şimdi ÂLÂ Parti Küme Lideri olan İsmail Tatlıoğlu gibi isimler vardı. Akşener’in YETER Partisi’ni “Demirel’in Adalet Partisi”ni güçlü ve merkez sağın birinci partisi yapmak amacıyla buna akademi, sivil toplum ve piyasa kökenli isimler eklendi.

Altı Masa sürecinde Akşener, “idealist kardeşler” yerine diğer iki kanadı ön plana çıkarmaya başladı. Mart 2022’de Başkanlık Divanı’nda değişiklik yaptı. Kılıçdaroğlu’na “kazanmaya aday” vurgusuyla itiraz ederek Teşkilat Başkanlığı’na Koray Aydın’ı, Yabancı Türkler Başkanlığı’na Yavuz Ağıralioğlu’nu ve Milli Güvenlik Başkanlığı’na Nuri Okutan’ı atadı. Dava Ocakları’nın eski liderlerinden Musavat Dervişoğlu, TBMM Küme Başkan Yardımcılığı görevini sürdürdü. Akşener, baş başa bir süreçte, İmamoğlu’nun seçilmesi için CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile iş birliği içinde çalışan İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’yu yakın çevresiyle Genel Merkez’e çekti.

Ancak Ocak 2023 Ankara İl Başkanlığı seçiminde iç gerilim su yüzüne çıktı. Koray Aydın ve Genel Sekreter Uğur Poyraz’ın desteklediği adaylar nedeniyle parti heyetlerinde hararetli tartışmalar yaşandı.

Bu tartışmalardan birinin ardından zaten sıkı bir diyette olan Akşener kalp krizi geçirerek hastaneye kaldırıldı. Son olarak Akşener’in tartıya çıkmasıyla merkez sağ kanattan İsmail Hakkı Köylüoğlu’nun oğlu Faruk Köylüoğlu Ankara İl Başkanı oldu ama sorunlar devam etti. İdealist kanadın merkez sağ ve piyasa odaklı-teknokrat-akademik gruba yansıması artıyordu.

Milliyetçi kardeşlerin belki de en kıdemlisi ve MHP’nin eski genel sekreterlerinden Cihan Paçacı’nın ‘Akşener’i korumak’ gerekçesi ile Kurumsal İlişkiler Başkanlığı’ndan istifa etmesi iç gerilimi tırmandırdı. O gün 26 Ocak Altı Sofralar toplanıyordu ve Paçacı Habertürk, Nagehan Alçı’ya ‘Sokakta Kılıçdaroğlu’na itiraz var’ açıklamasını yaptı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu’nun Eylül 2022’de Hürriyet’ten Hande Fırat’a ‘Kılıçdaroğlu olmazsa masa yıkılır’ dediği ve kendisinin hala iş başında olduğu ortaya çıktı; Akşener ve yanındakiler rahatsız oldu.

İpler nasıl koptu?

6 Şubat depremi hem UYGÜN Partisi’ndeki hem de Altı Masa’daki sorunları ikinci plana atmış gibi görünse de ortadan kaldırmadı. Akşener’e, deprem bölgesi gözlemlerinde artık Siyasi İşler Başkanı olan ve arada sadece 1 yaş fark olmasına rağmen ortanca ‘ağabey’ diye hitap ettiği Koray Aydın da eşlik etti.

Akşener, 2 Mart toplantısından böyle bir Karargah’a döndü. Akşener’in masadan ‘kalkmadığı, kaldırıldığı’ söylemi, yükü aslında Altı Masa’nın devamından yana olan ancak Genel Yönetim Kurulu’ndaki hava ağırlıklı olarak TBMM Kümelenmesi’nde de yankılandı. idealist ağabeylerin (ve ablaların).

Düne kadar Altı Masa ittifakını Erdoğan’ın ‘canavar tek adam iktidarını’ devirmek için tek prosedür olarak gören Akşener, ‘Kılıçdaroğlu’nun dayatmasına hayır’ diyerek masadan böyle ayrıldı. Burada Kılıçdaroğlu’nun varken yapamadığı bir atılımdan bahsetmek mümkün: Bildiri imzalatacağına ‘O zaman 6 Mart’ta tekrar görüşelim’ diyebilirdi. Seçmen aslında bir aday açıklaması beklemiyordu, ancak tartışmanın oldukça kızıştığı görülüyor.

Siyasette bir birleşme de olabilir, ayrışma da olabilir ama Akşener’in ayrılırken CHP’ye ve diğer ortaklara hakaretler savurması genel olarak yanlış bulundu. Atatürk’ün ‘100 yıl önce de olduğu gibi’ vatanın bağımsızlığını ve bütünlüğünü ilan etmesiyle İmamoğlu ve Yavaş’a CHP saflarından ayrılma daveti, işin içinde başka bir işin olabileceği tezini ateşledi.

Bu argümanlar nelerdir?

Çok spekülatif olanlara yer vermeyeceğim çünkü transatlantik aktörler işin içinde, Erdoğan’ın iktidarda kalmasını isteyen iç ve dış çevreler bu ‘operasyon’ için bu tezlere, tezlere yüz milyonlarca bütçe ayırdı. Siyasetin kulislerinde az çok yer bulanları ve ipuçları bulunabilenleri aktarmaya çalışacağım.

1- Milliyetçi kardeşlerin kumpası: Bu iddialara göre Akşener’in asıl amacı MHP’ye dönerek Bahçeli’den sonra partinin başına geçmekti. ALA Parti’yi kurarken CHP tabanının ve örgütünün Kılıçdaroğlu yerine İmamoğlu’nu tercih edebileceği varsayımıyla “Merak etmeyin Türkiye’yi biz yöneteceğiz” diyen Akşener’i fırsat bilip yanılttılar. Özellikle GİK toplantısında HDP ile bağları da dahil olmak üzere ‘Haksızlığa uğradık’ söylemini tırmandırdılar. Birden fazla siyasette tecrübesiz olan akademi-piyasa kökenli grup bu telaffuzla coşup koroya katılınca bazı merkez sağ isimlerin uyarıları arka planda kaldı ve tasfiye niyetiyle o çıkışı yaptılar. Akşener.

Kürt ve Alevi alerjisi

2- Derin devlet refleksi: Bu teze göre siyasi yasak davasıyla birlikte İmamoğlu’nun adaylığı geri kalmış, HDP’nin karşı çıktığı Altı Masa adaylığı Yavaş ve Kılıçdaroğlu’nun ortasında kalınca derin devlet refleksi devreye girmiştir. Birinci tipte Erdoğan’ın seçimi kazanması riskli görünmüş, ikinci tipte ise HDP’yi esas alan partinin yani genel olarak Kürt seçmenin kazanacağı anlaşılmıştı. Anayasa Mahkemesi’nin HDP’yi kapatması zaten HDP’lileri Erdoğan’ın aleyhine çevirecekti. Böylece emniyet bürokrasisinde ve yargıda Kürt ve Alevi alerjisi alevlendi. DYP İçişleri Bakanı ve MHP Meclis Başkan Yardımcılığı yapmış olan Akşener’in güvenlik bürokrasisini bilen bir siyasetçi olması bu çevrelerin işini kolaylaştırdı. Her ikisi de eski MHP’li Ümit Özdağ’ın Zafer Partisi’nden, Yaşar Okuyan’ın (on gün önce ihraç edilene kadar) CHP’den telaffuzları bu alerjiyi güçlendirdi. Kılıçdaroğlu’nun önünü kesmek için hem AK Parti hem de YETER Parti içindeki sistemler devreye girdi.

Sondan bir önceki saldırı mı?

3- Sarsıntı etkisi: Kahramanmaraş depremi bir yandan ekonomik kriz ve idari sıkıntılardan kurtulmaya çalışan Erdoğan üzerindeki baskıyı artırırken, Kılıçdaroğlu’nu harekete geçirdi. Akşener’le deprem bölgesini gezen Koray Aydın, Erdoğan’ın deprem nedeniyle seçmenden “yemek yediğini” söyleyerek basına yansıdı. Bu durum, UYGUN Partisi’nin o dönemde var olan Kılıçdaroğlu’nu hafife alma eğilimini değiştirdi. Kılıçdaroğlu’nun ilk kez aday olursa kazanabileceği konuşulmaya başlandı. Milliyetçi kardeşler, daha önce MHP’de birlikte çalıştıkları Yavaş’ı isterken, Yavaş’ın ‘eski hiyerarşi’de Akşener’den kıdemli olduğu konuşuldu. Akşener’in bu nedenle bastırdığı İmamoğlu’nun seçeneği tutmayınca Kılıçdaroğlu’nun masadan çekilmesini engellemenin başka yolu yoktu.

Böylece Akşener, 2018 seçimlerine girebilmek için 15 milletvekili ödünç almak (ve almak) istediği, bazen ‘ağabey’ dediği, Millet aracılığıyla TBMM’de küme oluşturduğu Kılıçdaroğlu’na karşı tepkili bir cephe aldı. İttifak, yüzde 10 barajının altında olmasına rağmen.

Hangisi gerçek? Muhtemelen hiçbiri, muhtemelen bunların bir karışımı. Ancak seçime beş dakika kala Akşener’in yaptığı sondan bir önceki atılımla Erdoğan’ın manevi avantaj elde ettiği de bir gerçek. Bundan sonra, muhtemelen bir saldırı için daha zaman vardı. Peki ya o saldırı? Önümüzdeki sayılı günde yeni sürprizlere hazır olmalı.” (HABER MERKEZİ)

habergudul.com.tr

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu